Merak ettiğiniz bütün dini konular

Daha Fazla Konu Göster
GÜNÜN SOHBETİ

Sünnet ve nafile namazlar

Sual: Sünnet ve nafile namazların sevabı da farz namaz kadar mıdır yoksa farklı mıdır? Farz namazı borcu olan nafile kılabilir mi?
Cevap:
Sevabı en çok ve birinci vazife olan namaz, farzlardır. Sünnetler ve nafile namazlar, farzların yanında büyük bir denize nazaran, bir damla kadar bile değildirler. Bir vakit farz namazı özürsüz kazaya kalan kimsenin hiçbir sünnet ve nafilesi kabul olmaz, yani sahih olsa ve niyet etse bile, sevap verilmez. Abdülkâdir-i Geylânî “kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz” (Fütûhülgayb) kitabında, (Farz namazı terk etmiş olan kimsenin, bunu kaza etmeden önce, sünneti kılması ahmaklıktır ve cahilliktir. Zira bunun sünnetleri kabul olmaz) diyor. Hanefi mezhebi âlimlerinden Abdülhak Dehlevî “rahime-hullahü teâlâ”, bu kitabı şerh ederken, bunu bildiren hadîs-i şerifi de uzun uzadıya yazıyor. Bu hadîs-i şerîf (Se’âdet-i Ebediyye) ilmihâl kitabında ve (Zahîre-i Fıkh)da da vardır. O halde, her şeyden evvel kaza namazlarını kılmalı, namaz borçlarını ödemelidir ve sabah namazının sünnetinden başka dört vakit namazın sünnetleri yerine de, tembellikle kılınmamış namazlar bitinceye kadar kazalarını kılmalıdır. Âlimlerin sözlerine aşina olmayan ve ilimden nasipleri az olan bazı kimseler, sünnet yerine kaza kılınmaz diyor ve kısa akılları ile sözlerini ispata kalkışıyorlarsa da, iddialarının tamamen indî olduğu ve hiçbir esasa dayanmadığı, kitaplarını okuyan erbâb-ı vukufa pek aşikardır. Dört mezhebin inceliklerine vâkıf olan, derin âlim seyyid Abdülhakîm Efendi “rahime-hullahü teâlâ” hazretleri bu hususu İstanbul camilerinde Müslümanlara tekrar tekrar beyan buyurmuşlar ve yazmışlardır. Derin âlim, büyük velî Muhammed Ma’sûm Serhendî, ikinci cildin 63. cü mektubunda buyuruyor ki, (Sünnetler yerine kaza kılmalıdır. Sünnet sevabı da hâsıl olur.) (İslâm Ahlâkı s. 409)

Osman Ünlü Hocanın Türkiye gazetesinde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...

Videolar

Daha Fazla Video Göster