Bir söz veya işle kâfir olmak

Sual: İnsan bir söz söylemek veya bir iş yapmak suretiyle de imanını kaybedebilir mi?
Cevap:
Küfre, imanın gitmesine sebep olduklarını bilerek ve arzusu ile küfür kelimelerini söyleyen kimse, imanı gider, kafir olur. Bilmeyerek söylüyorsa, âlimlerin çoğuna göre yine kafir olur. Küfre sebep olmayan kelime söylemek isterken, şaşırarak, küfre sebep olanı söylerse kafir olmaz. Beline, zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak ve küfre mahsus şey giymek de böyledir. Nuhbe kitabında deniyor ki:
“Küfür alameti bir şey yapan, mesela puta secde eden kimse kafir olur.”

Bunları harpte düşmana karşı, sulhta zalime karşı, hile olarak kullanmak küfür olmaz. Bunları mizah, başkalarını güldürmek ve şaka için kullanmak da küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. Kafirlerin bayram günlerinde, o güne mahsus şeylerini, onlar gibi kullanmak, bunları kafire hediye etmek küfür olur.

Akıllı, bilgili, edebiyatçı olduğunu göstermek için veya yanındakileri hayrete düşürmek, güldürmek, sevindirmek veya alay etmek için söylenen sözlerde küfr-i hükmîden korkulur. Gadab, kızgınlık ve hırs ile söylenen sözler de böyledir. Bunun için insan, sözünün ve işlerinin neye varacağını düşünmelidir. Her şeyde dinini kayırmalıdır. Hiçbir günahı, küçük görmemelidir. Bir kimse, küçük günah işlese, buna tevbe et denildikte, tevbe edecek bir şey yapmadım ki dese, yahut niçin tevbe edeyim dese, iman gider, küfür olur.

Sual: (Bazen söz küfür olsa da, söyleyeni kâfir yapmaz. Elfaz-ı küfrü, küfründen değil, cehaletinden söylemiş olabilir; çünkü kalben imanı terk etmemişse, sırf bu sözden dolayı imanı gitmiş olmaz) diyorlar. Cahillikten dolayı söylemek küfür olmuyor mu? Burada, küfre girmemek için, herkesin cahil olması mı isteniyor?
CEVAP
Küfür sözleri bilmemekte, cahillik özür olmaz. Bir kâfir, bir kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir mümin de, bir söz söylemekle kâfir olur.

Bir Müslüman, âlimlerin sözbirliğiyle küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, istekle veya başkalarını güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese de, imanı gider. Buna küfr-i inadi denir. Eğer, cahillikle, yani bunun küfre sebep olduğunu bilmeyip, isteyerek söyler, yaparsa, yine küfür olur. Buna küfr-i cehli denir. Her Müslümanın, bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Cahilliği özür değildir. Küfre sebep olan sözü, ancak yanılarak, tevilli olarak veya tehdit edilerek söylerse, kâfir olmaz. (Berika, Hadika, Mecma-ul-enhür)

Küfür söz söyleyen
Sual:
Küfrü gerektiren bir sözü söyleyen Müslümana, kâfir gözüyle bakılabilir mi?
CEVAP
Müslümana hüsnü zan edilir. (Belki yanılarak söylemiştir, belki tevili olan bir sözdür, belki de tevbe etmiştir) diye hüsnü zan etmelidir. O tevbe etmemişse de, biz hüsnü zan ettiğimiz için günaha girmeyiz.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan doksan dokuzu küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. (3/38)

Bu husus, bir sözün veya bir işin, yüz manası olduğu durum içindir. Yoksa, yüz sözden veya yüz işten biri imanı gösterse, 99’u küfrü bildirse, bu kimseye Müslüman denilmez; çünkü bir kimsenin yalnız bir sözü veya bir işi bile, açık olarak küfrü gösterse, yani imanı gösterecek hiçbir manası olmasa, o kimsenin kâfir olduğu anlaşılır. Başka sözlerinin ve işlerinin imanı göstermeleri, imanlı olduğunu bildirmeleri, o kimseyi küfürden kurtarmaz, Müslüman olduğuna hükmedilmez. (Kıyamet ve Ahiret)

Mürtede hüsnüzan
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, (İslam dinine inanmayanlar öldükten sonra, bunlar için, “Belki tevbe etmiştir” demek boştur. Bunların zulüm yapan azalarının iyilik etmesi, diliyle dua etmesi ve mazlumları hoşnut edecek vasiyette bulunmaları gerekir. Böyle tevbe etmeyen mürtedlerin ölülerine hüsnüzan edilmez) deniyor. Kâfirin, mürtedin iyiliğinin ve dua etmesinin ne faydası olacak ki?
CEVAP
Elbette kâfirin ve mürtedin iyiliklerine sevab verilmez, fakat bazı kimseler, bir kâfir veya bir mürted ölünce, (Belki ölmeden önce tevbe edip Müslüman olmuştur. Hüsnüzan etmek gerekir) diyorlar. Burada, böyle söyleyenlere cevap veriliyor, yani (Dinimizde hüküm zahire, görünüşe göre verilir. Tevbe ettiğini, pişman olduğunu gösteren bir alamet yoksa hüsnüzan edilmez, Müslüman kabul edilmez. Bu alametler de, zulmünün aksini gösteren hareketlerdir) denmek isteniyor. Tevbe ettiği biliniyorsa, o zaman hüsnüzan ediliyor. Tevbe ettiği bilinmiyorsa, tevbe etmiştir diye hüsnüzan edilmez. Tevbe etmiş bile olsa, biz bilmediğimiz için, hüsnüzan etmeyişimizin vebali olmaz, çünkü açıktan işlenen günahların tevbesi açık olur.

Bir sözle olur
Sual: Dinden habersiz biri, (Bir sözle insan kâfir olmaz, bir sözle kadın boş olmaz) dedi. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Evet yanlıştır. Birçok şey bir söze bağlıdır. Birkaç örnek verelim:
1- Bir kelime-i şehadet getirmekle, kâfir Müslüman olur.

2- (Allah yok) veya (Cennet, Cehennem yok) diyen Müslüman, kâfir olur.

3- Elin kızı, bir sözle yani nikâhla hanımı olduğu gibi, yine bir sözle de, yani (Boşadım) demekle de, hanımı yabancı olur.

4- Adakta hiç niyet etmese de, ağzından çıksa da, Mesela (Allah için, bir gün oruç tutmayı adıyorum) diyeceği yerde, (bir ay) diye ağzından çıksa, bir ay oruç tutması gerekir. Söz geçerli, niyet geçersizdir. (Dürer)

5- Bir sözle çok şey olur. İnsan bir sözle vezir, bir sözle rezil olur. Öldürülsün denir, öldürülür. Yunus Emre onun için, (Söz ola, kese savaşı / Söz ola, kestire başı) demiştir.

Bir söz
Yanlışını sil de söyle!
Sözlerini bil de söyle!
Surat asma, gül de söyle!
Yüzünü ak ede bir söz.

Söz ola, kese savaşı,
Söz ola, kestire başı,
Söz ola, zehirli aşı,
Balla kaymak ede bir söz.

Sözlerini pişir de sat!
Yaramazı kenara at!
Yanlışlığa verme fırsat!
Canına tak ede bir söz.

Anlatılmaz söz dönemi,
Büyüktür sözün önemi,
Azap dolu Cehennemi,
Sekiz uçmak ede bir söz.

Yunus, söylersin hazırdan,
İmdat beklersin Hızır’dan,
Çok dikkat et, o huzurdan,
Seni ırak ede bir söz.

Uçmak: Cennet

Sual: Bir şey söylemek veya yapmakla iman gidebilir mi?
Cevap:
Bir Müslüman, imanın yok olmasına sebep olacağı sözbirliği ile bildirilmiş olan şeyleri istekle, bilerek söyler veya yaparsa, imanı gider.

Tecdid-i iman ve nikah
Sual: Bazı kimseler; insan, namaz kılıp, her ibadeti, her iyiliği yaptığı halde, bir kelime söylemekle kafir olur mu diyorlar. Bunlara nasıl cevap vermelidir?
Cevap:
Bu konuda Kâdî zâde Ahmed efendi Birgivî şerhinde buyuruyor ki:
“Bir kafir, bir kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir mümin de, bir söz söylemekle kafir olur. Erkek veya kadın inadî küfür ile mürted olunca, nikahı fesih olup gider ki, bu talak demek değildir. Bunun için, üçten fazla imanını ve nikahını tazelemeleri, hullesiz caiz olur.”

Yalnız birinin nikahı tazelemesi yetişmez. Erkek ile zevcesinin, iki şahit yanında nikahı tazelemeleri lazımdır. Şafi mezhebinde iddet zamanı içinde tevbe ederse, tecdid-i nikah lazım olmaz. Hanefi mezhebinde olan, kolaylık olması için, nikahını yenilemeye, zevcesinden vekalet almalı, iki şahit yanında;
“Öteden beri nikahım altında bulunan zevcemi, onun tarafından vekil olarak ve tarafımdan asil olarak kendime tezvic ettim” demelidir.

Camilerde cemaatin çok olduğu bir namazın duasından sonra, imam efendi, tecdid-i iman ve nikah duasını cemaat ile birlikte okursa, cemaat birbirlerine şahit olmuş, nikahları da tazelenmiş olur.

Son nefeste Müslümanın tevbe etmesi sahih olur. Fakat, kafirin imana gelmesi sahih olmaz. Her Müslüman, sabah ve akşam, şu iman duasını okumalıdır:
(Allahümme innî e'ûzü bike min en-üşrike bike şey-en ve ene a'lemü ve estagfirü-ke li-mâ lâ-a'lemü inneke ente allâmülguyûb.)

Sabah duası gece yarısında okumaya başlanır. Akşam duası zevalden başlar. Mürted olduğunu inkar etmek de, tevbe olur.

İmanı gideren söz söyleyince
Sual: Bir Müslüman, bilerek veya bilmeyerek imanı gideren bir söz söyleyince, imanı gidip, Müslümanlıktan çıkmış olur mu?
Cevap:
Bu konu hakkında, Berîka, Hadîka ve Mecmâ'ul-enhürde buyruluyor ki:
“Erkek veya kadın, bir Müslüman, âlimlerin sözbirliği ile küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, amden, tehdit edilmeden, istekle, ciddi olarak veya güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese dahi imanı gider, Mürted olur. Buna Küfr-i inâdî denir. Küfr-i inâdî ile mürted olanın, yani dinden çıkanın, evvelki ibadetlerinin sevapları yok olur. Tevbe ederse, geri gelmezler. Zengin ise, tekrar hacca gitmesi lazım olur. Mürted iken kılmış olduğu namazları, tuttuğu oruçları, verdiği zekatları kaza etmez. Mürted olmadan önceki yapmadıklarını kaza eder. Çünkü, mürted olunca, evvelki günahları yok olmaz. Mürted zamanında yapmadıklarını kaza etmez. Küfr-i inâdî ile mürted olanların nikahları bozulur. Tekrar imana gelince, iki şahit yanında Tecdîd-i nikâh yapmaları lazım olur. Tevbe etmek için yalnız Kelime-i şehadet söylemeleri kafi değildir. Küfre sebep olan şeyden de tevbe etmeleri lazımdır. Eğer, küfre sebep olduğunu bilmeyip söyler, yaparsa veya küfre sebep olacağı, âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü amden, bilerek söylerse, imanının gideceği ve nikahının bozulacağı, şüphelidir. İhtiyat olarak, tecdîd-i îmân ve nikah etmesi iyi olur. Bilmeyerek söylemeye Küfr-i cehlî denir. Çünkü her Müslümanın, bilmesi lazım olan şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür değil, büyük günahtır. Küfre sebep olan sözü, hata ederek, yanılarak veya tevilli olarak söyleyenin imanı ve nikahı bozulmaz. Yalnız tevbe ve istiğfar, yani tecdîd-i îmân etmesi ihtiyatlı olur. Tecdîd-i nikâh lazım olmaz.”

Camilere giden Müslümanın küfr-i inâdî ile mürted olması, dinden çıkması düşünülemez. Yalnız diğer dört şekil ile küfür söylemesi ihtimali olduğu için, imam efendiler cemaate;
(Allahümme innî ürîdü en üceddidel îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) okutarak, tevbe ve tecdîd-i îmân ve nikah yaptırıyorlar. Böylece;
(Lâ ilâhe illallah diyerek, tecdîd-i iman yapınız!) hadîs-i şerifindeki emir yapılmış olmaktadır.

Bir söz veya işle, iman gidebilir
Sual: Bir Müslüman, İslâmiyetin imanı giderir dediği bir şeyi söyler veya yaparsa, bu kimsenin imanı gitmiş mi olur?
Cevap:
Bu konuda Uyûn-ül besâirde deniyor ki:
“İnsan resmi veya heykeli yapıp, bu insanda ülûhiyyet, ilahlık sıfatlarından birinin bulunduğuna inanarak veya bunun kâfir olduğunu bilerek, bunların karşısında, hürmet, tazim bildiren bir şey söylese veya yapsa, mesela secde etse, Yahudilerin ve Hristiyanların bağladıkları Zünnar denilen kuşağı ve onların dinlerine mahsus şeyleri kullansa, kâfir olur. Kâfirlere mahsus olan şeyleri harpte hile olarak kullanırsa, kâfir olmaz.” Bir Müslümanın bunları, canını, malını, rızkını kurtaracak kadar kullanması özür olur. Daha fazlası küfür olur.

Allahü teâlâya mahsus olan sıfatlara ülûhiyyet sıfatları denir. Akaid ve fıkıh kitaplarının çoğunda, mesela Dürerde deniyor ki:
“Bir kimse, kalbi iman ile dolu olduğu hâlde, küfre sebep olan bir şeyi, zaruret olmadan, yani isteyerek söylerse, kâfir olur. Kalbindeki imanın faydası olmaz. Çünkü, bir kimsenin kâfir olduğu sözünden anlaşılır. Küfre sebep olan şeyi söyleyince, insanlar arasında da, Allahü teâlâ yanında da kafir olur.” İş ve giyim ile hasıl olan Küfr-i hükmînin de böyle olduğu, Şerh-i mevâkıfda yazılıdır.

Başka dine mahsus şeyleri yapmak
Sual: Bir Müslüman, başka bir dinin sembolü olan bir şeyi yapsa veya o dine mahsus olan giyeceği giyse, bu Müslümanın imanına bir zarar gelir mi?
Cevap:
Bir insan, başka bir dine mahsus olan bir işi yapmakla, o dine girmiş olması lazım gelmezse bile, o dine mahsus şeyin kendinde görünmesini kabul etmiş olur. Böylece, kalbindeki imanın sarsılmış olduğu düşünülebilir. İmâm-ı a'zam ebû Hanife hazretleri;
“İslâmiyete hangi yol ile girilirse yine o yol ile çıkılabilir” buyurmuştur. Buradaki yol, kalbin inanması demektir. Yani, kalbe iman girince, Müslüman olur. Kalpten iman gidince, Müslümanlıktan çıkar buyurmaktadır.

Müslümanım diyen kimsenin, kâfirlere mahsus şeyleri zaruret olmadan yapmaması ve kullanmaması, kâfir zan olunmaktan çekinmesi lazımdır. Müslümanlar, Müslümanlığa mahsus şeyleri yapmakla, alay olunmasını düşünmemeli, hürmet duyulacağını düşünmeli ve bu hareketinden şeref duymalıdır. İslâm âlimlerinin bildirdiği şeyleri kalpteki imanla bunun ne alakası var diyerek hafif görmek caiz değildir. Çünkü, kalpten bütün azaya, organlara yol vardır. İslâmiyetin emir ettiği işler, iyidir. Yasak ettiği işler, kötüdür. İnsanlar, bugün bunu anlamasalar da, doğrusu budur. İslâmiyetin yasak ettiği şeyler yapılınca, kalp kararır, katılaşır. Büyük günahlar çok yapılırsa, iman gidebilir.