Peygamber efendimizin şefaati

İmanını muhafaza ederek ölen herkes şefaate kavuşacaktır. Duha suresinin (Elbette Rabbin sana [şefaat hakkı ve pek çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın) mealindeki beşinci âyet-i kerimenin tefsirinde Resulullah efendimiz (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı olmam) buyurdu. Şefaate kavuşabilmek için de imanlı ölmek şarttır. İmanlı ölenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette şefaat edeceğim. Ya Rabbi, kalbinde hardal zerresi kadar iman olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete girin diyeceğim.) [Buhari]

(Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.) [İbni Mace]

(Ümmetimden, şirk üzere ölmeyen herkese Allah’ın izni ile şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

(Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.) [Müslim]

(Her peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari]

(Benden önce hiçbir peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [Bezzar]

(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [İmam-ı Ahmed, Nesai]

Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hazret-i Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu. (Hatib)

(Günahı çok olanlara şefaat edeceğim.) [Hatib]

(Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]

(Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]

(Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]

(Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) [Şir’a]

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, "Ya Rabbi ümmetim ümmetim" derim. Rabbim "Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?" buyurur. Ben de "Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar" derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik "Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın" der.) [Beyheki, Taberani]

(Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)

Peygamber efendimizin şefaati
Sual: Peygamberlere şefaat izni verileceği kitaplarda yazılı. Peygamber efendimiz de ümmetine şefaat edecek mi ve kimler bu şefaatten faydalanacaktır?
Cevap:
Mahşer günü, kabrinden ilk önce Resûlullah efendimiz kalkacaktır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak isimli bir hayvan üzerinde mahşer yerine gidecektir. Peygamber efendimizin elinde 'livâ-ül-hamd' denilen bayrak olacaktır.

Peygamberler dahil bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Mahşer halkı, beklemekten çok sıkılacaklardır. Önce Âdem aleyhisselama, sırasıyla Nuh aleyhisselama, İbrahim aleyhisselama, Musa aleyhisselama ve İsa aleyhisselama gidip, hesabın başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her Peygamber, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler ve şefaat edemeyeceklerdir... Son olarak insanlar, Resûlullah efendimize gelip yalvaracaklardır. Peygamber efendimiz secde edip, dua edecek ve şefaati kabul olacaktır.

Mahşer günü, önce Muhammed aleyhisselamın ümmetinin hesabı görülecek, sırattan geçecek ve Cennete gireceklerdir. Resûlullah efendimiz, altı yerde şefaat edecektir:
Birincisi, Makâm-ı Mahmûd denilen şefaati ile, bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.

İkincisi, Resûlullah efendimiz şefaati ile, çok kimseyi hesapsız Cennete sokacaktır.

Üçüncüsü, azap çekmesi lazım olan müminleri azaptan kurtaracaktır.

Dördüncüsü, iman ile ölüp günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.

Beşincisi, sevabı ve günahı eşit olup, Araf denilen yerde bekleyen müminlerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.

Altıncı olarak Peygamber efendimiz, Cennette olanların derecelerinin yükselmesi için şefaat edeceklerdir.

Peygamber efendimizin şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi hesapsız Cennete gireceklerdir. Bu fazilet ve üstünlük de, yalnız Peygamber efendimize mahsustur.

Allahü teâlâ, Resûlullah efendimiz diri iken olduğu gibi, vefatından sonra da, dünyanın her yerinde ve her zaman Onun hatırı ve hürmeti için isteyenlerin duasını, hep kabul etmiş ve etmektedir. Zira Allahü teâlâ, hadîs-i kudside;
(Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Resûlullah efendimizin üstünlüğünü bildirmektedir.

Not: Geniş bilgi için, Vehhabilik maddesinde, Şefaat Müslümanlara Vardır bahsinde, Resulullah Efendimizin Şefaati kısmına bakınız.

 

"Râzı oluncaya kadar dilediğini vereceğim"

Şefâat haktır. Mahşer günü tövbesiz ölen mü'minlerin küçük ve büyük günâhlarının affedilmesi için, Peygamberler, velîler, sâlihler, melekler ve Allahü teâlânın izin verdiği kimseler, şefâat edecek ve şefâatleri kabûl edilecektir. Hadis-i şerifte;

(Kıyâmet günü, evvelâ Enbiyâ, sonra Ulemâ şefâat edeceklerdir) buyuruldu.

Kıyâmet günü izin verilmeden kimse, kimseye şefâat edemeyecektir. İzin alan da, râzı olduğuna şefâat edecektir. Râzı etmek için İslâmiyyete uymak lâzımdır. Bundan sonra, insanlık îcâbı kusûru bulunursa, ancak böyle kusûrlar, şefâatle affolacaktır. Allahü teâlâ, Duhâ sûresinin 5'inci âyet-i kerimesinde meâlen, Peygamber efendimize hitab ederek;

(Sana, râzı oluncaya kadar, yeter deyinceye kadar her dilediğini vereceğim) buyurmaktadır.

Peygamber efendimiz, bu âyet-i kerîme nâzil olduğu, indiği zaman Cebrâîl aleyhisselâma bakarak;

(Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına râzı olmam) buyurmuştur.

"EY HABÎBİM!.."

Eshâb-ı kirâmdan Ebû Mûsâ-el-eş'arî hazretleri, Mescid-i Nebîde şâhit olduğu bir hâdiseyi şöyle nakletmektedir:

"Biz mescidde, Resûlullah efendimizin huzûrunda oturmuştuk. Habîbullahı vahiy ağırlığı kapladı. Vahiy geldiğinde, vahyin ağırlığı üzerlerini kaplardı. Hattâ uzuvları birbirinden ayrılıyormuş ve başı yere düşecekmiş gibi olurdu. Yine böyle oldu ve sonra başını kaldırdı. Fakat arka arkaya bu hâl üç kerre daha tekrarladı. Sonra mübârek başını kaldırıp, secdeye vardı. Biz de onunla berâber secdeye vardık. Mübârek başını secdeden kaldırdı ve biz;

-Yâ Resûlallah! Size gelen bu dört vahiyden bize haber verir misiniz? diye arzda bulunduk. Cevaben buyurdular ki:

-Bana Cebrâîl aleyhisselâm, evvelki gelişinde dedi ki, Allahü teâlâ, sana selâm söyledi ve buyurdu ki:

(Yâ Muhammed! Ümmetinin üçte birinin azâb ve hesâb görmeden Cennete girmesini mi istersin, yoksa bütün günâhkârlarına şefâat etmeyi mi istersin?) Cebrâîl aleyhisselâmın işâreti ile şefâati seçtim.

Bunu size haber vermek istediğimde Cebrâîl aleyhisselâm geldi ve dedi ki: Rabbil'âlemîn sana selâm söyler ve buyurur ki:

(Ey Habîbim! Ümmetinin yarısının hesâpsız ve azâpsız, Cennete girmesini mi istersin. Yoksa ümmetinin bütün günâhkârlarına şefâat etmeyi mi istersin?)

Ben yine şefâati seçtim ve size haber vermek istedim. O sâat yine geldi ve dedi ki: Rabbin selâm söyledi ve buyurdu ki:

(Ey Habîbim! Ümmetinin üçte ikisinin hesâp ve azâp olunmadan Cennete girmesini mi istersin. Yoksa ümmetinin bütün günâhkârlarına şefâat etmeyi mi istersin?)

Ben yine bütün ümmetime şefâati seçtim ve size haber vermek istediğimde tekrar geldi ve dedi ki: Rabbin sana selâm söyler ve buyurur ki: Vedduhâ sûresi 5. ve Tâhâ sûresi 130. âyet-i kerîmesinin bir kısmını okudu. Meâli:

(Yâ Muhammed! Onlar bana ve sana îmân getirseler ve beş vakit namâzı kılsalar, farzları edâ etseler ve senin sünnetini yerine getirseler, sen râzı oluncaya kadar şefâat etmene izin veririm.)

Bunun üzerine Peygamber efendimiz;

(Bana kâfi gelir, bana kâfi gelir!) buyurdu..."

Kıyâmet günü Allahü teâlânın izni ile, iyiler, kötülere şefâat edecektir. Peygamber efendimiz;

(Ümmetimden büyük günâh işleyenlere şefâat edeceğim) buyurmuştur.

KIYAMET GÜNÜ!..

Bir seferinde Peygamber efendimiz;

(Her Peygamberin duâsı kabûl olur. Her Peygamber, ümmeti için dünyâda duâ etti. Ben ise, kıyâmet günü ümmetime şefâat izni verilmesi için duâ ediyorum. İnşâallah duâm kabûl olacak. Müşrik olmayanların hepsine şefâat edeceğim) buyurmuşlardır.

Netice olarak, ehl-i sünnet âlimleri bildiriyor ki: Kıyâmet günü, her Peygamber şefâat edecektir. Sonra sırası ile âlimler, şehîtler, sâlihler, Kur'ân-ı kerîmi tecvîd ile Allah rızâsı için okuyan hâfızlar, küçük çocuklar şefâat edeceklerdir. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:

(Kıyâmet günü şefâat edeceğim. Yâ Rabbî! Kalbinde hardal zerresi kadar îmân olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete giriniz diyeceğim.)