İmanda iki önemli şart

Sual: Bir kimse, Amentü’de bildirilen imanın altı şartına inandığı halde, Allah dostlarını sevmese, Allah düşmanlarına muhabbet beslese, kâfir mi olur?
CEVAP
Amentü’ye inanmanın geçerli olması için, çok önemli iki şart vardır:
1- Hubb-i fillah ve buğd-ı fillah:
Hubb, sevmektir, dostluktur. Hubb-i fillah, sevdiğini Allah için sevmek, Allah için dost olmaktır. Buğd, sevmemektir, düşmanlıktır. Buğd-ı fillah, sevmediklerini Allah için sevmemek, Allah için düşmanlık etmektir. Bu konudaki bir hadis-i şerif meali:
(Allah’ın düşmanlarını düşman bilmeyen, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen, Allah’ın sevgisine kavuşur.) [İ. Ahmed]

Eshab-ı kiram, hubb-i fillah, buğd-ı fillah üzere idi. İki âyet-i kerime meali:
(Allah’ın Resulüyle birlikte bulunanların [Eshab-ı kiramın] hepsi, kâfirlere karşı çetin, fakat birbirlerine karşı merhametli, yumuşaktır.) [Feth 29]

(Allah onları [Eshab-ı kiramı ve diğer salihleri] sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidir; Allah yolunda savaşırlar, hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir.) [Maide 54]

2- Gayba iman etmek:
İmanda esas olan, gayba inanmaktır. Gayba iman, Resulullah’ın, Peygamber olarak bildirdiği İslam dinini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan tasdik etmek yani kabul edip, beğenerek inanmaktır. Üç âyet-i kerime meali:
(O müttekiler ki, gayba [Resulümün bildirdiklerine, görmeden] inanırlar, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz mallardan [zekât ve her türlü hayır hasenat için] harcarlar.) [Bekara 3]

(Allah’ın dinine ve Resullerine gayba inanıp yardım edenleri belirlemek için...) [Hadid 25]

(Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namaz kılanları uyarırsın.) [Fatır 18]

Bir hadis-i şerif meali de şöyle:
(Allahü teâlâ, hayır murat ettiği kulunun kalb gözünü açar, kul da gayba inanır.) [Deylemi]

Sual: Din bilgilerine İslam âlimlerine düşman olmak insanın imanını tehlikeye sokar mı?

Cevap: İslam ilimleri ve İslam âlimleri ile alay etmek küfür olur, imanı giderir. İslam âlimine söven, kötüleyenin de imanı gider kâfir, mürted olur. Âlim tanınan birini fıskı, günah ve bidat işmesi sebebi ile sevmemek lazım olur. İslam âlimlerini dünya işleri sebebi ile sevmemek günah olur. Salihleri sevmemek de böyledir. Hadis-i şeriflerde;

(Üç şey imanın lezzetini arttırır: Allahü teâlâyı ve Resûlünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemek) ve (İbadetlerin en kıymetlisi, hubb-i fillah ve buğd-ı fillahdır) buyuruldu.

İbadeti çok olan mümini, az olandan daha çok sevmek lazımdır. İsyanı daha çok olan, küfrü ve fuhşu yayan kâfirleri daha çok sevmemek lazımdır. Allah için düşmanlık edilmesi lazım gelenlerin başında, insanın kendi nefsi gelir.

Sevmek demek, onların yolunda bulunmak demektir. İmanın alâmeti de; hubb-i fillah ve buğd-ı fillahtır. Bir hadis-i şerifte;

(Allahü teâlânın bazı kulları vardır. Bunlar, Peygamber değildir. Peygamberler ve şehitler, kıyamet günü bunlara imrenirler. Bunlar, birbirini tanımayan, uzak yerlerde yaşıyan, Allah için birbirini seven müminlerdir) buyuruldu. Bir hadis-i şerifte de;

(İnsan, dünyada kimi seviyorsa, ahırette onun yanında olacaktır) buyuruldu. Onun yolunda bulunmazsa, sevgisi sahih olmaz.

Yahudiler ve Hristiyanlar, Peygamberlerini sevdiklerini söyliyorlar. Fakat, onların yolunda olmadıkları, uydurdukları yanlış yolda oldukları için, ahırette Peygamberlerinin yanında olmayacaklardır.

Yüksek ruhlar, sevdikleri ruhları yukarı çekerler. Alçak ruhlar da, aşağı çeker. İnsan, öldükten sonra, ruhunun nereye gideceğini, dünyada sevdiklerinin hâlinden anlamalıdır.

İnsan, başkasını tabiat icabı, akıl icabı, kendisine yaptığı iyilikler icabı veya Allahü teâlânın rızası için sever. Dünyada birbirlerini sevenlerin ruhları birbirlerini cezbettiği gibi, kıyamette de birbirlerini cezbederler. Kâfirleri seven onlarla birlikte Cehenneme gidecektir. Sevdiğine tabi olmamak, insanın elinde değildir. Sevmenin en kuvvetli alameti, sevgilinin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir.