Merak ettiğiniz bütün dini konular

Daha Fazla Konu Göster
GÜNÜN SOHBETİ

Emanetçiye mal vermek ve sigorta yaptırmak

Sual: Emanetçi, mal sahibinden emanet parası alınca, mal helâk olursa, malı ödemesi lâzım geliyor. Kumar olmuyor. Sigorta da böyle değil midir?

Cevap: Müslüman tüccar, malını bir harbînin, yani Dâr-ül-harbde bulunan ecnebi, yabancı kâfirin gemisi ile gönderiyor ve sigorta yaptırıyor. Sigortacıdan alınan para, emanetçinin ödemesi gibi değildir. Çünkü mal, sigortacıya teslim edilmiş değildir. Gemiciye teslim edilmiştir. Eğer, sigortacı, geminin sahibi olursa, ecîr-i müşterek, yani serbest, genel işçi olur. Mal elinde emanet olur. Verilen sigorta parası, emanetçiye verilen para gibi olur. Bundan başka, emanetçi ve ecîr-i müşterek, batma, ölüm ve benzerleri gibi, sakınılamayacak sebeplerle elden çıkan malı ödemezler. (Tam İlmihal s. 875)

Son asrın büyük âlimlerinden Muhammed Bahît-ül-Mutî-î “rahmetullahi teâlâ aleyh” (Sükertah) risâlesinin 24. cü sahifesinde, (Temin, yani sigorta sözleşmesi, fasit bir akittir. Çünkü, muhtemel olan bir tehlikeye bağlanan bir sözleşmedir. Bu ise kumardır) diyor. Ahmet İbrahim efendi de, (Mecellet-üş-şübbân-il müslimîn)in 1941 senesinin 3. cü sayısında, (Hayat sigortası, bir tehlikeye bağlanan bir kumardır) demektedir.

Müslüman tacirin, Dâr-ül-harbe gidip, sigortacı kâfir ile orada sözleşme yapması ve helâk olan malın değerini, Dâr-ül-islâmda, sigortacının vekilinden alması câiz olur. Çünkü, Dâr-ül-harbde bir harbî ile yapılan sözleşmenin kıymeti yoktur. Harbînin malını, onun rızası ile almış olur.(Tam İlmihal s. 876)

 

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...

Videolar

Daha Fazla Video Göster